Yazarlar

Yaşar Süngü
Yaşar Süngü
Zalımon’un sistemi ve Sadullah’ın isyanı
12:18, 28 Ağustos 2016 Pazar

Bu hikaye, Prof. Dr. Mete Gündoğan hocanın “Faiz Tuzağı” adlı kitabı temel alınarak yazılmış.

Five Star, okyanusta beklenmedik bir fırtınaya tutulur. Deniz koca gemiyi yutar. Sadece beş kişi kurtulmuştur.

Küçük bir sandal ve birkaç parça eşya ile bitkin bir şekilde bir adaya ulaşırlar.

Ada, bolluk ve bereket adasıdır.

Yollar, çevre düzenlemesi ve bahçeler derken yavaş yavaş adaya yerleşmeye başlarlar.

Herkes çalışır, üretir, tüketir.

Aralarındaki alışverişi takas yoluyla düzenlerler.

Ancak takasın, yani malın diğer bir mal ile değiştirilmesinin uygun olmayan birçok yönü vardır.

*

Bir gün sahilde, uzaktan küçük bir kayığın gelmekte olduğunu görürler. Kayıkta Zalımon isminde bitkin bir insan vardır.

Zalımon'un gemisi batmış sadece kendisi kurtulabilmiştir.

Yanında da, “ Sadece özel eşyalarım var” dediği kapalı bir sandık vardır.

Ada sakinleri ona başlarından geçenleri ve yaptıklarını anlatırlar.

Zalımon: “Ben memleketimde banka işletiyordum. Özel eşyalarımın bulunduğu şu sandıkta altın ve kağıt- kalem var”der ve bunların da bir para sistemi yerleştirmek için yeterli olduğunu söyler.

*

Zalımon'a işlerini yürütecek bir ofis yaparlar.

Ada sakinleri Zalımon ile birlikte hesap yaparak adadaki ticaretin yaklaşık 1000 lira ile yürütülebileceğine karar verirler.

Zalımon da kişi başı 200 lira hazırlar ve ada sakinlerini toplayarak;

- “Arkadaşlar bu para altını temsil eder. Altının sahibi de benim. 200'er lira olarak size borç vereceğim. Bu kullanım karşılığında paranın kirası (payı) olarak bana yıllık yüzde 7 faiz vereceksiniz” der.

*

Para ile birlikte adadaki ekonomi canlanır ama çok uzun sürmez.

Mesela Sadullah'ın işleri iyi gitmemiştir.

Yıl sonunda 200 lirayı 14 lira faizi ile birlikte geri vermesi gerekmektedir ancak bu kadar parası yoktur.

Bu para sistemi ile ilgili bir terslik hisseder.

Zalımon sisteme toplam 1000 lira vermiş ve geriye toplam 1070 lira istemektedir.

Tüm ada sakinleri paranın hepsini geri verseler 1000 lira yapar. 70 lira her halükarda eksik kalacaktır.

Adadaki toplam para olan 1000 lira, kendi kendine 1070 lira olmaz.

Hep birlikte Zalımon'a gider ve durumu izah ederler.

O da, “Ben sizden ana parayı geri istemiyorum ki! 14 liralık faiz borcunuzu ödeyin yeter” diyerek onları ikna eder.

*

Zalımon düzenli olarak faizlerini alır. Her geçen gün, faizlere verilmek üzere, piyasadan para çekilmektedir.

Her şey pahalılaşır ve adada hayat çekilmez olur.

Ada halkı tekrar bir araya gelerek bankerleri Zalımon ile görüşmeye karar verirler.

Zalımon; “Bendeki altın daha fazla para basmaya yeterlidir. Size tekrar 200'er lira hazırlayıp vereyim. Borcunuz artacak ama gelirleriniz de artmış olacak” diyerek bir kez daha herkesi ikna eder.

*

Sadullah, kurulduğundan beri bu para sistemindeki gariplikleri takip edip olayın ne olduğunu anlamaya çalışmaktadır.

-Para, semboldür, mal değildir. Faiz ise sistemdeki parayı mal haline getiriyor. Çünkü faiz, sistemdeki paranın asıl fonksiyonunu yani ölçü ve değişim aracı olma özelliğini bozuyor. Sistemdeki parayı rakam olarak çoğaltmasına karşın, alım gücünü azaltıyor.

*

Sadullah işi çözdükten sonra hemen ada halkını toplar ve onlara içinde bulundukları borca dayalı zulüm düzenini heyecanlı bir şekilde izah etmeye başlar;

- Başlangıçta herkesin 200 lirası yani kredisi vardı.

Biz ne kadar alış veriş yaparsak yapalım adadaki toplam para miktarı değişmez; 1000 lira.

Halbuki, geri faiz ödersek, mal ve hizmet azalmamasına rağmen bunu temsil eden para miktarı azalıyor.

Azalan paranın miktarına karşın yeni para yani yeniden borç alıyoruz.

Bu böyle sürüp gidiyor.

Para miktarı zenginlik artışından her zaman fazla oluyor.

Faiz sisteme girdiği anda, para miktarı, mal ve hizmetler artsa da artmasa da artıyor!

Halbuki para miktarını zenginlik arttıkça arttırmalıyız ki mal ve hizmetler toplum içinde dönebilsin.

Para, bir avuç insanın etrafında dolaşan bir devlet haline gelmesin.

*

Zalımon'un sistemi ile Bereket Adası'nda adeta bir köleleşmesürecinin yaşanmakta olduğunu anlarlar.

Oyunu bozan Sadullah, Zalımon'dan içinde altın bulunan özel kasayı açmasını ister.

Kasada altın yoktur ve sadece ağırlık yapsın diye çakıl taşları ile doldurulmuştur.

Sadullah : 'Bu tuzağı kurmak için altın olmasına gerek yoktu. Bunun için bizi inandırması yeterliydi' der ve ada halkına gösterir.

Bereket Adası sakinleri, çok geçmeden, bir geminin dikkatini çekerek kurtulurlar.

Ama gerçek kurtuluşları, aldıkları büyük ders ve faizin ne büyük bir bela olduğunu öğrenmeleridir.


Bu haber için yorum yapmak istiyorum!




İbrahim Ethem Gören
İbrahim Ethem Gören
00:01, 10 Temmuz 2016 Pazar
  Ramazan-ı Şerif, Kur’an-ı Kerim ayı... Kur’an-ı Kerim, malum olduğu üzere Kadir gecesinde Sevgili Peygamberimize (sav) inzal edilmeye başlandı. O gün bugündür Hira Dağı’nda “ İkra bism-i rabbi-kellezî halak . /Yaratan...
Mahmut Çetin
Mahmut Çetin
00:01, 10 Temmuz 2016 Pazar
1.Türk Yurdu dergisi ve Gönüllerde Birlik Vakfı   İstanbul ’dan memleketim Ankara ’ya taşındım. Ankara ve İstanbul ilişkileri birbirinden çok farklı. Artık daha fazla kitaplarla birlikte olabiliyorum. Aslında sadece kitaplarla değil...
Safa Mürsel
Safa Mürsel
00:00, 10 Temmuz 2016 Pazar
Tarihte pek yabancısı olmadığımız, ama aşmasını bildiğimiz gerilimli bir süreçten geçiyoruz. Bir asır önceki savaş, devlet ve millet olma bilincimizi tahribe çalışıyordu. Siyaseten kısmi sonuç alsa da, bizi var eden tarih...
Prof Dr Mehmet Sabri Çelik
Prof Dr Mehmet Sabri Çelik
10:34, 14 Haziran 2016 Salı
Ülkemizde üniversitelerimiz acilen kaliteli bilim yapma ve bilgi üretmede dünya ve Avrupa ile entegreolmalıdır. Buna zemin hazırlayan araştırma destek programları marifetiyle projeler üretilmelidir. İTÜ’nin yeni dönem rektör adayı olarak, AB...
Dr Mustafa Bilal Alkan
Dr Mustafa Bilal Alkan
16:13, 25 Nisan 2016 Pazartesi
  Geçtiğimiz hafta 10 Ekim “Dünya Ruh Sağlığı Günü”ydü. Şöyle bir söz vardır bilirsiniz sizler de; “İnsanlar para kazanmak için önce sağlıklarını harcarlar sonra sağlıklarını kazanmak için paralarını harcarlar.” Bütünsellik içinde sağlığımız;...
Ayşen Laçinel
Ayşen Laçinel
15:03, 28 Mart 2016 Pazartesi
Farkındalık ve algı yönetimini değerlendiren AL Danışmanlık Genel Müdürü, Marka Yönetimi ve İnsan Kaynakları Danışmanı Ayşen Laçinel, “Kişinin önce kendi farkındalığını ve yarattığı algının farkındalığını görmesi, hemen ardından hedeflediği...
Salim Ünsal
Salim Ünsal
15:30, 25 Mart 2016 Cuma
YGS sonuçlarına puan ve sıralama değerleri üzerinden ayrı ayrı bakmak ve değerlendirmeyi bu iki sayısal veri üzerinden yapmak doğru olacaktır. Puan olarak sonuçları incelediğimizde 2015 yılından çok uzaklaşmış puanlar görmedik. Genel olarak...
Yücel Oğurlu
Yücel Oğurlu
00:09, 17 Mart 2016 Perşembe
Çocuk yıllarımızın geçtiği 70`li yıllarda, hayata yeni atılacak gençlere, hiçbir iş bulamayanlara veya işleri bozulup bütün ümidini yitirenlere `pazarda limon tezgahı aç` veya `ayaküstü limon sat geçimini sağla, kimseye muhtaç olma` denilirdi....
Yaprak Veziroğlu
Yaprak Veziroğlu
14:22, 20 Ocak 2016 Çarşamba
Tüm anne babalar çocuklarının başarılı olmasını isterler. Onlar için birer gelecek planı hazırlarlar. Çoğunlukla en az kendi ulaştıkları hedefler, hatta daha iyisi arzulanır. Bazen de ulaşamadıkları hedeflere çocuklarının vasıtasıyla ulaşmak...
Ahmet Serin
Ahmet Serin
15:31, 14 Aralık 2015 Pazartesi
  Yaşadığımız dünya, her şeyin bozulduğu bir dünya. Önce insanlar bozuldu, sonra çağ ve sonra bozulan insanların elinin değdiği her şey… Oysa inancımız bize, her şeye saygı duymayı, her şeyle barışık yaşamayı öğütlüyor. Bir şey neyse, o...
M Celaleddin Gökçek
M Celaleddin Gökçek
11:22, 23 Ekim 2015 Cuma
Adı Fuzulî kendi hakikatli olan bir “bilen” zat ile başlayalım; Mah-ı Muharrem oldu, meserret haramdır, Matem bugün şeriate bir ihtiramdır. Okuyana da soralım, kimlerdensiniz diye; Batıla...
Ahmet Beyazgül
Ahmet Beyazgül
14:50, 11 Ekim 2015 Pazar
1976 yılında Uşak'ta okurken komünistlerin kaldığı bir yurt vardı. Bütün eylemler bu yurtta organize edilirdi. Uşak'ın en işlek caddesi olan İsmetpaşa Caddesi'nde haftada en az bir iki yürüyüş yaparlardı. Kaldığımız yurdun yemekhanesinin...
Salih Ünüvar
Salih Ünüvar
10:01, 24 Aralık 2015 Perşembe
ÇOCUK Kara kaşlı kara gözlü bir çocuk Oyun oynamakta sokakta Kimi zaman top peşinde koşmakta Kimi zaman da kaçanı kovalamakta Gülüyor, mutlu, yok derdi Çocuğu gören bir adam geldi Okşadı çocuğun başını, onu sevdi Ona çeşitli hediyeler...
Ünal Şahin
Ünal Şahin
11:55, 28 Ağustos 2015 Cuma
Hopa Sel Felaketine Farklı Bir Açıdan Bakış Öncelikle şunu belirtelim ki; Yüce Allah, bu güzel vatanımızı her türlü semavive arazi afetlerden muhafaza etsin. Artvin ili ve ilçelerinde bu selden dolayı hayatını kaybedenlere Allah’tan rahmet,...
Elif Ekşi Zorer
Elif Ekşi Zorer
11:59, 18 Eylül 2015 Cuma
  Geçen gün mesaj kutuma düşen bir mail yüreğimde uyumaya mahkûm edilmiş bazı hislerimi uyandırdı. Aynen şöyle yazıyor; " Elif hanım, yazılarınızı uzun zamandır takip ediyorum, bir bayan olarak siyasi konularda fikrinizi merak...
Tülay Demircan Koyuncu
Tülay Demircan Koyuncu
11:01, 13 Ekim 2015 Salı
 Kim olursa olsun Ne sebepte olursa olsun Terörün yüzü "kara"dır. Yürekler yanar, analar ağlar, ateş düştüğü yeri yakar. Bir oyun oynanmakta. Amacın ne olduğu açıkça görülmektedir. Vatanımızı kana bulamak, kardaşı kardaşa kırmak. Bu oyunlar...
Faysal İnci
Faysal İnci
14:37, 10 Temmuz 2015 Cuma
Çin'le 24 yıllık iş ilişkileri bulunan ve toplamda 8 yıl bu ülkede ikamet eden bir kişi olarak son dönemlerde yoğun olarak gündeme gelen Çin ve Uygur bölgesi ile ilgili kanaatlerimi paylaşmayı arzu ediyorum  Öncelikle Doğu Türkistan tarihinden...
Bahadır Gürler
Bahadır Gürler
11:14, 11 Ocak 2016 Pazartesi
Türk Dil Kurumu Sözlüğü’nde ‘soytarı’ kelimesinin mânâsı “ Söz ve davranışlarıyla halkı güldürüp eğlendiren kimse, maskara” olarak ifade edilmiştir; hakaret içermeyen bir kelimedir denebilir. Binâenaleyh, eski zamanların hilâfına...